Osmanlı'da Kahve Kültürü

Kahve, Osmanlı döneminde hayatımıza girmiştir. Osmanlı döneminden bu yana varlığını koruyarak bugün günümüzün önemli parçalarından biri haline gelmiştir. Nitekim o dönemin kahve kültürü ile bugünün kahve kültürü arasında çok önemli farklılıklar vardır.

Kahve kültüründeki farklılık tamamen kahvenin yapılışıyla ilgili değildir. Aynı zamanda kahvenin lezzeti, kahvenin toplumdaki yeri ve toplumdaki rolü değişmiş durumdadır. Osmanlı'da kahve kültürünü anlamak için öncelikle kahvenin tarihçesine bakmak çok daha doğru olacaktır.

Kahvenin Tarihçesi

Kahve aslında Arap kökenli bir sözcüktür. Kahvenin isminin nereden geldiğiyle ilgili tartışma bol olsa bile en geçerli saptamalardan biri Habeşistan'da kahvenin yetiştirildiği bölgenin "Kaffa" adını taşımasıdır. Bu sözcük zamanla tüm dillere değişim göstererek geçiş yapmıştır.

Dünya çapında yetiştirilen kahve, mirasını yüzyıllar öncesine kadar Etiyopya platosundaki eski kahve ormanlarına kadar izler. Efsaneye göre bir keçi çobanı tarafından keşfedilmiştir. Çoban keçilerine enerji kazandırmak için kahve çekirdeklerini tüketmelerini teşvik etmiştir.

Ancak çoban bununla yetinmemiştir. Çekirdeklerden manastırın başrahibine bahsetmiştir. Başrahip kahve çekirdeklerini meyvelerle birlikte içecek olarak tüketmiş ve akşam boyunca uyanık kaldığını fark etmiştir. Sonra bundan diğer rahiplere söz etmiştir.

Rahipler tanıdıklarına bahsettikçe kahve çekirdeklerinin haberi doğuya doğru ilerlemiştir. Doğuda Arap yarımadasına ulaştığında, bu kahve çekirdeklerini dünyanın dört bir yanına taşıyacak bir yolculuk söz konusu olmuştur.

Osmanlı'da Kahve Kültürü

Kahvenin Osmanlı topraklarına gelişiyle ilgili birçok farklı görüş olmasına rağmen en kabul edilenlerden birisi Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman döneminde başkent İstanbul'a getirilmiş olmasıdır.

Kahvehaneler ilk olarak İstanbul'un Tahtakale semtinde yaklaşık beş asır önce açılmıştır. Zamanla halkı açık yerler, zaman geçirmeye elverişli mekanlar ve Osmanlı'nın sözlü kültürünün toplandığı ve yayıldığı yerler haline geldiler.

Dönemin hayatını anlatan çeşitli Osmanlı minyatürlerinde yer alan bilgilere göre kahvehaneler, çeşitli misafirlerin ağırlandığı yüksek profilli mekanlardı. Osmanlı döneminde iş çıkışı veya yemek sonrası kahvehanelerde arkadaşlarla buluşulurdu.

Bu anlamda kahvehanelerin en önemli işlevlerinden biri sosyal hayata katkılarıydı. Kahve, bu canlı ve renkli mekanların her zaman gözde içeceği olmuştur. Bununla birlikte 16. yüzyıl Osmanlı kültüründen başlayarak tüm dünyaya yayılmasını sürdürmüştür.

Osmanlı'da "siyah inci" olarak değerli görülen kahve, kamusal alanda erkeklerin ve özel alanda kadınların tercih ettiği içeceklerden biriydi. Günümüze kadar ulaşan bu kültür kahveyi vazgeçilmez bir içecek haline getirdi.

Yaygınlaşması ve Osmanlı'dan tüm Avrupa'ya yayılması gezginler sayesinde mümkün olmuştur. Yolcular uzun yolculuklardan önce kahve stoklarlar, cezveleri ile bu ferahlatıcı ve rahatlatıcı içeceği hazırlayıp yolculuğun tadını çıkarırlardı.

Osmanlı Kahvesi ve Diğer Kahveler

Osmanlı'da kahvenin tadı ve lezzeti kadar önemli olan bir başka şey sunumu olmuştur. Kahveden önce içecek olan kişilere çeşitli tatlılar veya tatlı yerine geçecek reçeller ikram edilmiştir. Kahve sonrasında süslü fincanlar aracılığıyla içen kişiye sunulurmuş.

Bununla birlikte kahve diğer kültürlerde farklı olarak cezvelerde pişirilirdi. Cezvede pişirilen kahve telvesiyle birlikte içecek kişiye sunulurdu. Bununla birlikte yanında lokum veya misket üzümü sunulurdu. Bu açıdan Osmanlı kahvesini diğer milletlerin kahvesinden ayıran en önemli özellik sunumdu.

Cezveler ve telveden bahsetmişken elbette kahve fincanlarından bahsetmek de gerekir. Osmanlı döneminin kahve fincanları ile bugün sofralarda kullanılan kahve fincanları arasında pek bir fark bulunmamaktadır. Bunun Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış bir miras olduğunu söyleyebiliriz.

Osmanlı Kahvehaneleri

Osmanlı kahvehaneleri, Osmanlı'da kültürün ayırt edici parçalarından birisi olmuştur. On altıncı yüzyıl ortalarında itibaren kurulmaya başlanan bu kahvehaneler, toplum genelinde vatandaşları eğitim, sosyal ve politik faaliyetler için bir araya getirirdi.

Bu kahvehanelerin popülaritesi zaman içerisinde devlet yönetiminin ilgisini çekti. Zaman zaman kamuoyunun algısını kontrol etmek için casuslar kahvehaneleri ziyaret eder oldular. Ayrıca Osmanlı kahvehanelerinin dini ve müzikal bağları olmuştur.

Kahvehaneler toplumun her düzeyinden erkekleri bir araya getirmiştir. Kahvehaneler akademisyenler, aylaklar, iş adamları ve devlet yetkilileri dahil olmak üzere farklı grupların bir arada olmasını sağlamıştır. Bu çeşitliliğe rağmen tüm herkesin aynı yere gitmesi söz konusu olmadı.

Kahvehaneler ölçek olarak farklılık gösteriyorlardı. Bazıları mahalle işletmeleri ve diğerleri büyük toplum merkezleri olarak hizmet veriyorlardı. Sonuç olarak, bazen farklı insanlar farklı kahve dükkanlarını ziyaret ederlerdi. Ancak kadınlara ve çocuklara giriş izni yoktu.

Kahvehanelerde Casusluk

Osmanlı'da devlet yönetimi kahvehanelerle yakından ilgilenirdi. Bu yüzden onları ziyaret edecek ve halkın düşüncelerini toplamak için çeşitli casuslara emir vermişlerdir. Bu casuslar genellikle yerlilerden oluşurdu. Buna ek olarak polise bilgi aktaran kahvehane sahiplerinden oluşurdu.

Osmanlı'da kahvehane casusları hakkında çok fazla bilgi yoktur. Ancak bu casusların haftalık olarak yerel polise raporlar hazırladıkları bilinmektedir. Casusların temel amacı, mahalle dedikodusundan planlanan siyasi ayaklanmalara kadar her şey hakkında bilgi edinmektir.

Kahvehanelerde Erkekler ve Kadınlar

Osmanlı'daki kahvehanelerin ziyaretçileri erkekler olmuştur. Kadınların ve çocukların bu mekanları girişi yasaktır. Kahvehaneler aslında evleri çok andırırdı. Erkekler için rahat olacak şekilde tasarlanmıştır. Akşam saatlerinde evlerini terk eden erkekler kahvehanelerin yolunu tutarlardı.

Bu evi terk ediş kadınlar için ekstra alan anlamına geliyordu. Kadınlar böylece diğer kadınları evlerine davet edebiliyorlar ve bununla birlikte günlük olanlardan, mahalle olaylarından ve dedikodulardan konuşabilirlerdi.

Osmanlı ve Avrupa Kahvehaneleri

Kahve ve tütün tüketimi hem Osmanlı hem de Avrupa kahvehanelerinde ortaktı. İngiliz ve Fransız kahvehanelerinin aksine, Osmanlı kahvehanelerinde alkol ve yemek servisi yapılmazdı. Bununla birlikte kahvehanelerin kadınlar tarafından himaye edilmesi söz konusu değildi.

Batı Avrupa kahvehaneleri genelde erkeksi mekanlar olsa bile kadınların oraya girişleri yasak değildir. Kadınların kahvehane kültürüne katılımı ilk başta sosyal olarak kabul edilmektedir. Kafe tarzı mekanların ortaya çıkışıyla birlikte kahvehane kültürü Osmanlı'ya özgü kalmıştır.

Osmanlı'da kahve kültürü diğer milletlere göre bambaşka bir yere sahiptir. Gerek tat ve lezzet olarak gerek ise sunum olarak farklı bir anlayış hakimdir. Kahvenin içecek olarak hüküm sürdüğü özel mekanlar oluşturulmuş ve böylece kahvehane kültürü gelişmiştir.

Yorum Yap

Yorumunuz incelemeden sonra yayınlanacaktır.